9 Mayıs 2010 Pazar
8 Mayıs 2010 Cumartesi
6 Mayıs 2010 Perşembe
5 Mayıs 2010 Çarşamba
BAHARIN İLK SABAHLARI
Tüyden hafif olurum böyle sabahlar
Karşı damda bir güneş parçası,
İçimde kuş cıvıltıları, şarkılar;
Bağıra çağıra düşerim yollara;
Döner döner durur başım havalarda.
Sanırım ki günler hep güzel gidecek;
Her sabah böyle bahar;
Ne iş güç gelir aklıma, ne yoksulluğum.
Derim ki: 'Sıkıntılar duradursun!'
Şairliğimle yetinir,
Avunurum.
1 Mayıs 2010 Cumartesi
BAKIS ACISI
Gözleri görmeyen bir çocuk, sokakta ayaklarının dibinde bir şapka ile oturuyormuş. Önünde büyükçe bir kâğıt ve kâğıdın üzerinde de bir yazı varmış:" Ben körüm! Lütfen yardım edin!"
Şapkanın içinde sadece birkaç adet demir para varmış. O sırada elinde çantası ile oradan geçmekte olan bir adam cebinden biraz bozuk para çıkarmış ve onları şapkanın içine koymuş. Tam gidecekken durmuş ve çocuğun önündeki kâğıdı almış. Kalemini çıkarmış ve kâğıda bir şeyler yazmış.Kâğıdı herkesin yazdıklarını görebileceği şekilde koymuş ve yürüyüp gitmiş. Kısa bir süre içinde şapka dolmaya başlamış. İnsanlar kör çocuğa daha fazla para vermeye başlamışlar.Öğleden sonra kâğıttaki yazıyı değiştiren adam, geri gelmiş. Çocuk adamın yürüyüşünden onu tanımış.
"Siz, sabah yazımı değiştiren kişisiniz değil mi? Siz gittikten sonra, bugüne kadar hiç dolmadığı kadar çabuk doldu şapkam. Söyler misiniz ne yazdınız oraya ?"Adam gülümsemiş. "Sadece doğruyu yazdım. Senin söylediğini farklı bir şekilde söyledim o kadar." Demiş. Ne mi yazıyormuş kâğıtta?BUGÜN HARİKA BİR GÜN VE BEN ONU GÖREMİYORUM...
Tabii ki her iki yazı da okuyanlara çocuğun kör olduğunu söylüyor. Ama ikinci yazıda insanlara kör olmadıkları için ne kadar şanslı oldukları da hissettiriliyor. Bazen aynı şeyi anlatmak için kullanılan farklı kelimelerin, insanlar üzerinde uyandırdığı duyguların farklılığını anlamak ve anlatabilmek gerçekten çok zordur...
netten
Şapkanın içinde sadece birkaç adet demir para varmış. O sırada elinde çantası ile oradan geçmekte olan bir adam cebinden biraz bozuk para çıkarmış ve onları şapkanın içine koymuş. Tam gidecekken durmuş ve çocuğun önündeki kâğıdı almış. Kalemini çıkarmış ve kâğıda bir şeyler yazmış.Kâğıdı herkesin yazdıklarını görebileceği şekilde koymuş ve yürüyüp gitmiş. Kısa bir süre içinde şapka dolmaya başlamış. İnsanlar kör çocuğa daha fazla para vermeye başlamışlar.Öğleden sonra kâğıttaki yazıyı değiştiren adam, geri gelmiş. Çocuk adamın yürüyüşünden onu tanımış.
"Siz, sabah yazımı değiştiren kişisiniz değil mi? Siz gittikten sonra, bugüne kadar hiç dolmadığı kadar çabuk doldu şapkam. Söyler misiniz ne yazdınız oraya ?"Adam gülümsemiş. "Sadece doğruyu yazdım. Senin söylediğini farklı bir şekilde söyledim o kadar." Demiş. Ne mi yazıyormuş kâğıtta?BUGÜN HARİKA BİR GÜN VE BEN ONU GÖREMİYORUM...
Tabii ki her iki yazı da okuyanlara çocuğun kör olduğunu söylüyor. Ama ikinci yazıda insanlara kör olmadıkları için ne kadar şanslı oldukları da hissettiriliyor. Bazen aynı şeyi anlatmak için kullanılan farklı kelimelerin, insanlar üzerinde uyandırdığı duyguların farklılığını anlamak ve anlatabilmek gerçekten çok zordur...
netten
29 Nisan 2010 Perşembe
22 Nisan 2010 Perşembe
Kıymet verilenler
Bir gün New-York'ta bir grup iş arkadaşı, yemek molasında dışarıya çıkar.Gruptan biri, Kızılderili'dir.
Yolda yürürken Kızılderili, onca insan gürültüsü, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardiğı gürültü
ve korna sesleri arasından, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek o böceği aramaya başlar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyulamayacağı nı, Kızılderiliye öyle geldiğini söyleyip yollarına devam ederler. Ama içlerinden bir tanesi inanmasa da,Kızılderili'yi yanlız bırakmamak için
onun ile böceği aramaya devam eder.. Kızılderili, yolun karşı tarafina doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder.
Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında bir cırcır böceği bulurlar. Arkadaşı, Kızılderili'ye:--- 'Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?' diye sorar. Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya lüzum olmadığını söyleyerek,
arkadaşından kendisini takip etmesini ister.
Kaldırıma çıkarlar, Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar.
Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak,
ceplerinden para düşürüp düşürmediklerini kontrol eder. Kızılderili, arkadaşına dönerek: -'Mühim olan, nelere kıymet verdiğindir.
Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin. ' der.
Yolda yürürken Kızılderili, onca insan gürültüsü, siren sesleri, yoldaki iş makinelerinin çıkardiğı gürültü
ve korna sesleri arasından, kulağına cırcır böceği sesinin geldiğini söyleyerek o böceği aramaya başlar. Arkadaşları, bu kadar gürültünün arasında bu sesi duyulamayacağı nı, Kızılderiliye öyle geldiğini söyleyip yollarına devam ederler. Ama içlerinden bir tanesi inanmasa da,Kızılderili'yi yanlız bırakmamak için
onun ile böceği aramaya devam eder.. Kızılderili, yolun karşı tarafina doğru yürür, arkadaşı da onu takip eder.
Binaların arasındaki bir tutam yeşilliğin arasında bir cırcır böceği bulurlar. Arkadaşı, Kızılderili'ye:--- 'Senin insanüstü güçlerin var. Bu sesi nasıl duydun?' diye sorar. Kızılderili ise; bu sesi duymak için insanüstü güçlere sahip olmaya lüzum olmadığını söyleyerek,
arkadaşından kendisini takip etmesini ister.
Kaldırıma çıkarlar, Kızılderili cebinden çıkardığı bozuk parayı kaldırımda yuvarlar.
Birçok insan, bozuk para sesini duyunca sesin geldiği tarafa bakarak,
ceplerinden para düşürüp düşürmediklerini kontrol eder. Kızılderili, arkadaşına dönerek: -'Mühim olan, nelere kıymet verdiğindir.
Her şeyi ona göre duyar, görür ve hissedersin. ' der.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

























